• Diyaliz Hastalarında GİS Bulguları

    “National Cooperative Dialysis Study” e göre; Gastrointestinal hastalıklar en sık hospitalizasyon nedenidir. Gastrointestinal sistem semptomları sürekli diyaliz tedavisi gören hastaların %80’inde izlenir. Hammer. J. Osteroreicher. C. Koch. U. et al. Prevalence of Gl symptoms and Helicobacter pylori in patients undergoing chronic hemodialysis. Gastroenterology 1995; 108: A107.

    İştahsızlık: 
    Nonspesifik bir semptomdur, üremin bir belirtisi olabileceği gibi diyaliz işlemi, ile ilgili çeşitli nedenlere bağlı da olabilir.
    Bulantı-Kusma:

    • Sıvı elektrolit dengesizliği
    • Diyalize başlamadan önceki bulantı genellikle üremik toksinlerin uzaklaştırılması ile ortadan kalkar.
    • Diyaliz tedavisine başladıktan sonrada hala devam eden bulantıda yetersiz diyaliz düşünülmelidir
    • Diyaliz tedavisi sırasındaki bulantı hipotansiyona bağlı olabilir.
    • Diyaliz dışı nedenlere (Serebral ve GIS) bağlı olabilir.

    Dispepsi: 
    Batının üst kısmında sürekli veya tekrarlayıcı rahatsızlık hissi olarak tanımlanır.

    • Peptik ülser
    • Gastroözofagial reflü
    • Gastrit
    • Duedenit
    • Gastroparezi
    • İlaçlara özellikle fosfat bağlayıcılara ve demir preparatlarına

    Tedavide:

    • Prokinetik ajanlar
    • Antiasitler
    • H2 reseptör blokerleri kullanılır.

    Diyare:

    • Ozmotik
    • Sekretuar
    • Barsak motilitesinin bozulması
    • inflamasyon

    – Özellikle hemodiyaliz sırasında karın ağrısı, ateş, sepsis bulguları ve hipotansiyon ile birlikte gelişen kanlı diyare atağı iskemik barsak hastalığı veya barsak infarktüsünü düşündürür.
    – Uzun süreli antibiyotik kullanımından sonra diyare gelişti ise clostridium difficile enteritini akla getirilmelidir.
    – İnfeksiyoz olmayan diyarede loperamid hidroklorür (Lopermid- diadef 2mg) veya atropin sülfat (Lomotil)kullanılabilir.

    Hıçkırık: 
    Diyafrağmanın ani, ritmik ve istemsiz bir şekilde kasılması ve glottisin kapanması sonucu oluşan inspiratuar sestir.

    • Diyafrağma irritasyonu
    • Hiponatremi
    • Üremiye bağlı olabilir.

    Tedavide: Etkin diyaliz, klorpromazin (Largactil 25-100), metaklopromid (Metpamid).
    Diyaliz hastalarında gastrointestinal sistem komplikasyonları
    Gastrointestinal kanama

    • Helikobakter pilori ve peptik ülser hastalığı
    • Anjiodisplazi
    • Alt GIS kanama
    • Gizli GIS kan kaybı

    Pankreatit

    • Akut pankreatit
    • Kronik pankreatit
    • Viral hepatitler
    • Mide boşalması
    • Gastroözofageal reflü
    • Amiloidoz

    Peptik Ülser

    • Her ne kadar önceki çalışmalarda kronik böbrek hastalarında peptik ülser insidansının artmış olduğu söylense de
    • Milito, G, Taccone-Gallucci, M, Brancaleone, C, et al. Assessment of the upper gastrointestinal tract in hemodialysis patients awaiting renal transplantation. Am J Gastroenterol 1983; 78:328.
    • Daha sonraki çalışmalarda bu sıklığın artmadığı gözlenmiştir
    • Andriulla, A, Malfi, B, Recchia, S, et al. Patients with chronic renal failure are not at a risk of developing chronic peptic ulcers. Clin Nephrol 1985; 23:245.

    GIS Gizli kan kaybı

    • Kronik böbrek hastalarında hematokritte düşüş olmamasına rağmen-gizli kan kaybı- sık görülen bir durumdur.
    • Bu durumun en sık nedeni gastroduedenal inflamasyondur.
    • Genel populasyonu hemoccult test ile GIS’i taramak cost-efektiftir.
    • Ancak böbrek hastalarında yanlış pozitif bulgu arttığı için cost-efektif oran azalır.
    • Gizli kan kaybına hematokritte düşme ve demir eksikliği eşlik ediyor ise endoskopi düşünülmelidir.
    • Rockey DC. N.Engl J Med 1993; 329(23):1691-95

    Tedavi
    Üst GİS kanamalı hastaya yaklaşım;
    Ancak, trombosit fonksiyon bozukluklarının düzeltilmesi gibi bazı özgün tedavi yaklaşımlarını da gerektirir. Bu sorunun fizyopatolojisi tam olarak aydınlatılamamakla birlikte önde gelen nedenin kalitatif trombosit bozuklukları olduğu gösterilmiştir. Kanama zamanı uzunluğu, trombosit agregasyon testlerindeki bozukluklar ve genellikle protrombin ve parsiyel tromboplastin zamanlarının normal oluşu da patolojinin primer hemostaz aşamasında olduğunu kanıtlamaktadır.
    Livio, M., Benigni, A., Remuzzi, G.: Coagulation abnormalities in uremia. Semin. Nephrol 5: 82 (1985). Bu hastalarda hastanın uyguladığı renal replasman tedavisinin en optimum şekilde yapılması ile diğer komplikasyonların olduğu gibi hemostaz bozukluklarının da oluşmadan önlenmesi sağlanabilir, ideal bir replasman tedavisini sürdüren hastanın toksik metabolitleri istenilen düzeylerde tutulacak, anemi ve hiperparatroidi gibi hemostazı olumsuz etkileyen parametreler ortadan kaldırılmış olacaktır.

    Bu nedenlerle tedavinin ilk basamağını renal replasman tedavisinin efektif şekilde yapılması oluşturmalıdır. Gerekirse hastaların diyaliz sıklıkları ve süreleri artırılmalıdır. Çoğu kez bu değişiklikler hemostaz bozukluğunu düzeltmede yeterli olmaktadır.  Vigano, G., Remuzzi, G.: Bleeding and coagulation abnormalities. ‘Textbook of Nephrology. Editör: Shaul G.
    Massry and Richard J. Glassock. VVılliams and Wilkins, Baltimore, 3. Baskı (1995).